maca bitkisi

22 Temmuz 2015 Çarşamba

replika saat ve varlık bilgileri88

 replika saat


replika saat ve varlık bilgileri88 sizlwere en güzel bilgileri yazan replika saat diyorki Ama bu kökensel olumsuzlamadan neyi anladığımızı kesinliğe gerekir. Gerçekten de, iki olumsuzlama tipini ayırmak doğru olur; lama ve iç olumsuzlama. Birincisi, iki varlık arasında bir tanık aracıliğ|y| lan salt bir dışsallık bağı şeklinde ortaya çıkar. Örneğin, “Fincan, niûre^ kası değildir” dediğim zaman, bu olumsuzlamanın temelinin fincandaj rekkep hokkasında da olmadığı besbellidir. Bu nesnelerin her ikisi neyse odur. Olumsuzlama, onları hiçbir şekilde değiştirmeksizin, en u[ liklerini bile fazlalaştırmaksızın ve azaltmaksızın, bu iki nesne arasında ğum kategoriyel [categorielle] ve ideal bir bağlantı gibidir; iki nesne)-olumsuz sentez sonucunda hafifçe dokunulmuş bile değildir. Olumsıırlj lan zenginleştirmeye de oluşturmaya da yaramadığından kesinlikle dışj lir. Ama eğer “Zengin değilim” ya da “Yakışıklı değilim” türünden iûdh deleyecek olursak, esasen öteki olumsuzlamanın anlamını fark edebi tümceler belli bir melankoli eşliğinde telaffuz edildiğinde, yalnızca bel liğin reddedilmesi anlamına gelmezler, ama reddin kendisinin de redj olduğu olumlu varlığı içsel yapısı içinde etkileyegeldiğini gösterirler, değilim” dediğimde, somut bütün olarak ele aldığım bendeki bellibi ; olumsuzlamakla yetiniyor olmadığım gibi, olumsuzlamadan öiMb varlığımın olumlu bütünlüğünü el değmemiş bir halde bırakarak bi mekte de değildir (tıpkı, “Vazo beyaz değil, gri renktedir” — “Mürekli sı masanın üstünde değil, şöminenin üstündedir” dediğimde oldu^ sözle anlatmak istediğim şey şudur; “yakışıklı olmamak, varlığımınbe /asıflandıran belli bir olumsuz niteliğidir ve olumsuzluk olarak, yak
[(benim kendimin gerçek bir nıleliğini oluşturur; ve bu olurrrsuz mıtiık de "^j,gin, hem içinde bulunduğum melankoliyi hem de kadınlar mdındeV* oaşa-
.,2İıklanmı açıklayan şeydir. İç olumsuzlama derken iki varlık arasind&V, oyıe
ilişkiyi anlıyoruz ki, öteki tarafından yadsınan varlık, namevcudıyeuyle büe [,u ötekini kendi özü içinde nitelesin. Bu durumda olumsuzlama, özse', bir %-ar-lıl( bağı haline gelir, çünkü yöneldiği varlıklardan en azından bir unesı, ötekini gösterdiği biçimdedir, ötekini kendi bağrında bir namevcüdiyet olarak taşıdığı biçimdedir. Bununla birlikle bu tür bir olumsuzlamamn kendınde-varhga uygulanamayacağı açıktır. Bu olumsuzlama doğası gereği kendi-içine aittir. Yalnızca keııdi-için, kendi varlığı içinde, olmadığı bir varlık taralından belirlenebilir. Ve eğer iç olumsuzlama dünya üzerinde -tıpkı bir incinin sahte, bir meyvenin olgunlaşmamış, bir yumurtanın bayat, vb. olduğunu söylerken olduğu gibi- onaya çıkabiliyorsa, bunun nedeni genelde bütün olumsuzlamalar gibi kendi-için aracılığıyla dünyaya gelmesidir. Dolayısıyla bilmek yalnızca kendi-içine ait bir şeyse, bunun nedeni de bildiğini olmayan olarak görünmenin yalnızca ona ait bir şey olmasıdır. Ve burada görünüş ile varlık aynı şey olduklanndan -çünkü kendi-için, görünüşünün varlığına sahiptir-, kendi-içinm, varlığı içinde bu varlığı olmayan olarak soru halinde kalan olarak, kendisi olmadığı nesnenin varh-gım kendi varlığıyla kapladığını düşünmemiz gerekir.
Burada, şu şekilde söylenebilecek bir yanılsamadan sakınmak gerekir, kendi kendim falanca varlık-oîmayan olarak oluşturmak için, daha önce herhangi bir şekilde bu varlığın bilgisine sahip olmak gerekir, çünkü hakkında hiçbir şey bilmediğim bir varlıkla olan farklılıklarım konusunda yargıya varamam. Ampirik varoluşumuz içinde, bir Japon ya da bir Ingilizle, bir emekçi ya da bir hükümdarla aramızdaki farkın ne olduğunu bilmemiz, besbelli bir şey ki bu farklı varlıklar hakkında bazı nosyonlar edinmeden mümkün değildir. Ama bu ampirik larkb lıklar burada bizim için bir dayanak olamazlar, çünkü her türlü deneyimi mün kün kılmak zorunda olan ve bu deneyimi de bir nesnenin genelde bilinç için v rolabildiği gibi kurmayı hedefleyen ontolojık bir ilişkinin incelenmesine git mekleyiz. Dolayısıyla, onu daha önce nesne gibi oluşlurmaksızm nesnenin 1 olmayan nesne olarak herhangi bir deneyimine sahip olmam mümkün değil Ama buna karşılık, her türlü deneyimi mümkün kılan şey de nesnenin özne apriori bir belirişidir ya da, beliriş kendi-içinin kökensel ölgusu olduğuna ; kendi-içinin kendisi olmayan nesneye mevcudiyeti olarak kökensel bir beli
içinin, kendisine mevcul olduğu o ükel varlığı olmayan olarak daha ou ’ gu temel münasebet, bu varlığın her türlü bilgisinin temelidir ATtiaçğj,. "' laşıhr kılmak istiyorsak, bu ilk ilişkiyi daha iyi betimlememiz gerekiy^^ ' Bir önceki paragrafta eleştirdiğimiz zihinselci yamisamarun dıiç ^ içinde doğru olarak kalan şey, ben ile olan her lürlü bağdan kökensej^^^ parılmış bir nesne olmamaya kendimi belirlemenin benim için mûmh yışıdır. Falanca varlığa belli bir mesafede duran /alanca varlık olduğun',1 mam. Eğer tümüyle kendi üzerine kapanmış bir varlık tasarlarsam h kendi kendisinde tümüyle birleşmiş bir halde ne ise o olacak ve bund;, onda ne bir olumsüzlamaya ne de bir bilgiye yer bulunacaktır. Aslındj. İlk ancak olmadığı varlıktan yola çıkarak, olmadığı olarak duyurur İjendir; re annoncer]. Bu da, iç olumsuzlama durumunda kendi-içinin orada.
varlığın içinde ve üzerinde, ne değilse o olmayan olarak kendine görüne lamına gelir. Iç olumsuzlama, bu anlamda, somut bir oniolojik bağdır E yadsınan niteliklerin önce namevcudiyetleriyle ya da hattâ varlık-olmav; farklılaştıkları o ampirik olumsuzlamalardan herhangi bin söz konusu gs tç olumsuzlamada kendi-için, olumsuzladığı şeyin üzerinde ezilmiştir C;., lanan nitelikler, tam da kendi-içinin kendilerine en fazla mevcul oidut-j lerdir, kendi-için olumsuz gücünü onlardan alır ve durmadan yineler İlkleri, bu bağlamda, kendi-içinin varlığının kurucu bir etmem gibıgcnrj rekir, çünkü kendi-için orada, kendisi dışında, bu niıeliklenn üzenr.irj zorundadır, onlar olduğunu olumsuzlamak için onlar olmak lorundad: -. sı iç olumsuzlamanın köken-terimi, “kendinde”dir, orada olan şevdir.\ri yin dışında da bir boşluktan, şeyden yalnızca bir olumsuzlamayla.h^c tihi içeriğini sağladığı salt bir olumsuzlamayla farklılaşan bir hiçlıken'r hiçbir şey yoktur. Materyalizmin bilgiyi nesneden türetirken karşılaşııj, bir tözü başka bir tözden kalkarak üretmek istemesinden ka)maklanu • zorluk bizi engelleyemez, çünkü biz kendindenin dışında, tam da bük nin hiçliği olarak kendisi de kendinde tarafından odaklandırılan ve m bir hiçin yansımasından, sırf kendinde olmadığı için hiç olanbirevsek; ten başkaca hiçbir şey olmadığını söylüyoruz. Böylece iç olumstdamffl ginin kurucusu olan bu ekstatik münasebetle, yoğunluğu içindeki sor olan bizzat kendindedir ve kendi-için, kendindenin kopup aynU>/
şey değildir. Kencli-için kcıulinılcnın findeyken kendi dışındadır, l’'’’l^\ıj,endini olmadığıyla ianıınlar; şu halde kendiıulcdcn kendı-içine giden ilk hirvar''^^ bağıdır. Ama bu bag ne bir chsihlih ne de bir ııumevcudi>e(iir. Ger-\[cnde. mevcut olmama durumunda, kentlimi, olmadığını ve olmayan, ya da ja olmayan bir varlık aracılığıyla belirlerim: yani beni belirleyen şey, ampirik odunluğum diye adlandıracağım şeyin orlasmdaki bir oyuk gibidir. Buna karşı-l,);ontolojib varlık bağı olarak alman bilgi olayında, olmadığım varlık kendınde-mutlak doluluğunu temsil eder. Ve ben de, tersine, hiçlik olurum, varoluşuma bu doluluktan kalkarak belirleyen namevcudıyei olurum. Bu da, bilmek adı verilen o varlık türü içinde rastlanabilecek olan ve sürekli olarak orada olan ye-jane varlığın, bilinen olması anlamına gelir. Bilen yoktur, kavranabilir değildir, gilinenin bir orada-varhğımn, bir mevcudiyetinin bulunmasını sağlayan şeyden ibarettir — çünkü bilinen, kendiliğinden mevcut da değildir, namevcut da delildir, sadece vardır. Ama bilinenin bu mevcudiyeti hiçteki mevcudiyettir, çünkü bilen bir “olmamak”m salt yansısıdır, dolayısıyla, bilinen bilenin tam saydamlığı boyunca mutlak mevcudiyet olarak görünür. Bu kökensel ilişkinin psikolojik ve ampirik ömekleştirilmesini büyülenme duaımlanndan devşirebiliriz. Nitekim dolaysız bilme olgusunu temsil eden bu durumlarda, bilen kesinlikle salt bir ûlumsuzlamadan ibarettir, kendini hiçbir yerde ne bulabilir ne de telafi edebilir, oyofetur; taşıyabileceği yegane nitelik tam da falanca büyüleyici nesne olmadığıdır. Büyûlenmede, bomboş bir dünyanın içindeki dev bir nesneden başkaca bir şey yoktur. Ama yine de, görü hiçbir şekilde nesne ile kaynaşma [/usion] değildir. Çünkü büyülenme olması için koşul, nesnenin boş bir fondan mutlak bir gırin-dli-çıkıntılılıkla yükselmesidir, yani benim tam da nesnenin dolaysız olumsuzlanması olmam ve bundan başka bir şey olmamamdır. Rousseau’nun kendi öyküsünün somut psişik olayları olarak zaman zaman betimlediği panteistçe görülerin temelinde de yine bu salt olumsuzlamayla karşılaşırız. Böylesi durumlarda, bize evrenle birlikte “eridiğini”, yalnızca dünyanın, mutlak mevcudiyet ve koşul landınimamış bütünlük olarak aniden mevcut bulunduğunu bildirir. Ve elbett dünyanın bu bomboş ve eksiksiz mevcudiyetini, salt “orada-varlığmı” anlayat liriz, bu ayncalıklı anda dünyadan başkaca hiçbir şeyin olmamış olduğunu elbı te rahatça kabul ederiz. Ama bu, Rousseau’nun kabul etmek istediği gibi, bil ile dünya arasında kaynaşma olduğu anlamına gelmez. Bu kaynaşma, kendinin kendinde halinde katılaşması ve aynı anda da dünyanın ve kendindf...replika saat yazdı..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder